Gol pozisyonları, satrançtaki oyun sonu gibidir. Yapılacak
her şey bellidir. Satranç eğitim almış, oyunun temel ilkelerini bilen herkes o
pozisyonlarda ne yapacağını bilir, çok nadir vuku bulan ağır hatalar dışında
oyunun sonucu bellidir. Özellikle taraflardan birinin taş üstünlüğü varsa üstün
olan yenemezse bu büyük skandal olur. Örneğin Şah ile kaleye (ya da bir başka
taş) karşılık yalnız şah kalmışsa matın kaç hamlede olacağı bile kesindir.
Tabii ki top yuvarlaktır ve kaprislidir, her zaman sizi
dinlemez. Fakat elin gâvuru bu kaprisleri kontrol altına almış ve minimuma
indirmiştir. Bir Avrupa maçında kaleciyle karşı karşıya kalan bir futbolcunun
golü kaçırdığı çok nadirdir. Bu nasıl sağlanmıştır? Tabii ki eğitimle. Dikkatle
baktığınız zaman öyle çok da yetenekli olmadığını rahatlıkla anlayabildiğiniz
bir futbolcu bile birebir gol pozisyonlarında ezberden hareket eder ve golü
atar. Sözün kısası, Avrupalı bu problemi çoktan halletmiştir.
35 seneden fazla bir zamandır futbol izleyicisiyim. Bizde bu
problemin boyutu ben çocukken neyse şimdi de aynı. Arada sivrilen birkaç gol
kralı haricinde futbolcular genelinde en ufak bir iyileşme yok. Bu problem
yüzünden hem özelde takımlar hem genelde Türk futbolu neler neler kaybetti. Nedendir
bilinmez, futbol kamuoyu da bu konuda pek bir merhametli ve anlayışlı. Futbolda
en çok hoş görülen hata gol kaçırmaktır bizde. Bu tuhaf hoşgörü, zaten
çalışmayı sevmeyen, her halükârda Türkiye’nin zenginleri arasında bulunan genç
insanların işine geliyordur belki de.
Bakınız, ben uzun yıllar kekemelik sorunuyla boğuştum.
Sokakta sorana adres bile tarif edemezdim. Şimdi şükürler olsun panellerde
konuşuyoruz. Bu felçli bir insanın azim ve gayretle çalışarak iyi bir koşucu
olmasına benzetilebilir sanırım. Benim hikayem çok uç bir örnek. Elbette
konuşma sorunu yaşamayan biri çok daha rahat bir şekilde hitabet gücünü
artırabilir. Biz de zaten mesleği futbolculuk olan insanların sahadaki
görevlerinden birinden söz ediyoruz. Bu konudaki eğitim eksikliği neden
görülmez de bu kadar hoşgörülü ve kaderci olunur, anlamak mümkün değil doğrusu.
Bırakın yalan yanlış yazmayı, bir yazar kaç kere yazısında imla hatası
yapabilir? Bir konuşmacı kürsüde kaç kere tekler, kem küm edebilir? “Yahu
arkadaş, madem bu işi yapıyorsun o halde biraz çalış da kendini geliştir”
denmez mi kendisine? Denmez bile. Elinden kalemi de çekilir alınır, mikrofonu
da.
Daha önce zaman zaman değindiğimiz gol vuruşları konusuna
bizi yeniden döndüren sebep pazartesi akşamı oynanan Fenerbahçe-Trabzonspor
maçında Olcan Adın’ın kaçırdığı akıl almaz goller oldu. Yazının başında
Avrupalıların benzer pozisyonlardaki yüzdesini yazmıştık. Yetenek, şans, kader,
kısmet, topun geometrik şekli bir yere kadar. En ciddi kekeme bile ezberleme
yöntemiyle klişe ifadeleri rahatlıkla söyleyebilir. Lütfen sizler de biraz
gayret edin ve işinizi doğru yapın. Sonra o hoşgörü pamukları sizi ne kadar
sarıp sarmalarsa sarmalasın, zehirli ihanet kuşkularından koruyamaz hale gelir.
26.09.2012 Taraf
Yazı çok güzel betimlenerek oluşturulmuş Abi, emeğine sağlık..
YanıtlaSilmutlak gol pozisyonları kaçtı saç baş yolduk evet ama şans olarak değerlendirmeliyiz şahsen.. Olcan çok panikli hareket etti ve bir piyona mat oldu yazık ki..
gol yollarında ne kadar beceriksiz olduğumuz kısaca belli oldu..
YanıtlaSilYazınız çok iyi, tam isabet olmuş.
YanıtlaSil